Genel

Avusturya'da getirilmek istenen başörtüsü yasağına tepkiler artıyor

VİYANA-Aşkın Kıyağan

Avusturya‘da Dışişleri ve Entegrasyon Bakanı Sebastian Kurz tarafından kamu kuruluşları ve devlet okullarında uygulanmak istenen başörtüsü yasağına kamuda çalışan Müslüman kadınlar tepki gösterdi.

Dışişleri Bakanı Kurz’un, geçen haftalarda yeni uyum paketi kapsamında okullar dahil devlet kurumlarında başörtüsünün yasaklanmasına ilişkin yasa tasarısını açıklaması, başta Avusturya’da yaşayan Müslümanlar olmak üzere toplumun birçok kesimi tarafından tepkiyle karşılandı.

“Burka” ile başlayan tartışmaların başörtüsü yasağına evrilmesi, ülkede yaşayan Müslüman kamu çalışanları tarafından özel hayata, din ve vicdan özgürlüğüne yapılmış büyük bir müdahale olarak yorumlandı.

Bu önerinin yasalaşması durumunda, ülkede önlenemez bir şekilde artan ırkçılığın daha da ivme kazanacağını vurgulayan başörtülü kamu çalışanları, endişelerini AA muhabirine anlattı.

“Müslüman kadınlar hayatın birçok alanında ırkçılığa ve ayrımcılığa maruz kalıyor”

Eğitimci ve aktivist Dudu Küçükgöl yaptığı değerlendirmede, başörtüsü yasağının gündeme getirilmesinin ülkede Müslümanlar arasında ciddi hayal kırıklığına neden olduğunu belirtti. Küçükgöl, halihazırda Müslüman kadınların hayatın birçok alanında ırkçılığa ve ayrımcılığa maruz kaldığını ifade ederek, “Entegrasyondan sorumlu bakanın böyle bir öneride bulunması kabul edilemez.” diye konuştu.

 “Siyasi çıkar hedefleniyor”

Küçükgöl, Kurz’un bu açıklamayla siyasi birtakım çıkarlar hedeflediğini savunarak, Kurz’un aşırı sağcı Avusturya Özgürlük Partisi (FPÖ) ve merkez sağ Avusturya Halk Partisi (ÖVP) koalisyonuna zemin oluşturma çabası içerisinde olduğunu söyledi.

Farklı din ve dünya görüşüne sahip kişilerin söz konusu yasağa karşı gösterdikleri hassasiyete dikkati çeken Küçükgöl, aralarında Musevi cemaati ve Katolik kilisesinin yanı sıra birçok sivil toplum kuruluşunun ülkedeki Müslüman toplumunun yanında yer aldığını belirtti. 

“Avusturya’da ilk defa bir dini sembol yasaklanmış olacak”

Avusturya Müslümanlar için Dokümantasyon Merkezi üyesi ve öğretmen Elif Öztürk de başörtüsünün uyum paketi içerisinde yer almasının sorunlu bir tutum olduğuna ve başörtüsü takanların devlet tarafından sınıflandırıldığına dikkati çekerek, “Burada doğmuş, büyümüş ve bu ülkenin vatandaşı olan bir kişiye dini tercihinden dolayı ‘sen buraya ait değilsin’ deniliyor.” şeklinde konuştu.

Laikliğin ve sekülerliğin dini sembolleri yasaklamak anlamına gelmediğini ifade eden Öztürk, “Müslüman karşıtı ırkçı saldırıları raporlaştırıyoruz. Son raporların ışığında İslam karşıtlığı ve kadına yönelik şiddetin aynı oranda arttığını görüyoruz çünkü ırkçı saldırıların birçoğu dini giyim kuşamından dolayı kadınlara yapılıyor.” değerlendirmesinde bulundu.

Avusturya’da toplumun belli bir kesimine karşı yürütülen popülist bir yaklaşımın söz konusu olduğunu belirten Öztürk, “Bu yasanın yürürlüğe girmesi durumunda bireysel saldırılara maruz kalan Müslüman kadınlar devlet tarafından da ötekileştirilmiş olacak.” diye konuştu.

Öztürk, Sebastian Kurz’un özellikle Müslüman kadınların topluma entegre olmaları gerektiğini ileri sürdüğünü ancak getirmek istediği düzenlemeyle bunun tam tersi doğrultuda hareket ettiğini söyledi.

Söz konusu önerinin yasallaşması durumunda, Avusturya’da ilk defa bir dini sembolün yasaklanmış olacağına işaret eden Öztürk, bu yasağın farklı dini grup ve topluluklara da sıçrama ihtimalinin altını çizdi.

Genel

Karadaği'den Trump'a "ırkçılık uyarısı"

DOHA

Dünya Müslüman Alimler Birliği Genel Sekreteri Ali Karadaği, bugün ABD Başkanlığını devralacak olan Donald Trump‘ı İslam karşıtı ve ırkçı söylemleri konusunda uyararak bu tür bir yaklaşımın yıkıcı etkiler doğuracağını belirtti.

Karadaği, ABD’deki devir-teslim törenine saatler kala Twitter hesabından yaptığı açıklamada, “Trump’ın sadece Müslümanlara değil, başka kesimlere de saldırması, Amerikan toplumunda sıkıntılı sorunları körüklemesi ve ABD’nin geleneksel müttefiklerinin dahi ondan kuşku duyması, Allah’ın Müslümanlara bir lütfudur.” ifadelerini kullandı.

Trump’ın ırkçı çağrılar ve İslam karşıtı söylemleriyle başkan olmasının Amerikalılara fayda getirmeyeceğini, aksine onları böleceğini belirten Karadaği, izlediği ırkçı politikalarla dünyayı felakete sürükleyen Adolf Hitler’e atıfta bulunarak şunları kaydetti:

Halkların duygularının körüklenmesinin, ırkçı ve bölücü söylemlerin canlandırılmasının etkileri, yıkıcı olacaktır. Naziliğin doğurduğu Hitler bizden uzak değil.”

ABD Başkanlığını bugün Barack Obama’dan devralacak olan Trump, seçim kampanyası boyunca İslam karşıtı ve Müslümanların ülkeye sokulmaması yönündeki söylemleri nedeniyle büyük tepki çekmişti.

Muhabir: Muhammed Akil,Murat Tan

Genel

Rusya, Astana'daki Suriye görüşmelerinden umutlu

MOSKOVA – Hakan Ceyhan Aydoğan

Rusya, Kazakistan’ın başkenti Astana‘da düzenlenmesi planlanan Suriye görüşmelerine genel olarak iyimser yaklaşıyor.

Astana’da, daha önceki görüşmelerden farklı olarak masaya Suriye’de önemli toprakların kontrolünü elinde bulunduran ve krizin başından beri sahada yer alan grupların oturacak olması, görüşmelerin çözüm için yeni bir umut olarak görülmesini sağlıyor. Astana’daki toplantının sonucuna ilişkin bir değerlendirme yapmak için erken olduğu düşünülse de sahadaki tarafların aynı masa etrafına oturacağı gerçeği, Türkiye-Rusya iş birliğinin önemli bir sonucu olarak görülüyor.

Rusya, Astana’dan “Suriye’deki ateşkesin güçlendirilmesi ve taraflar arasında doğrudan diyaloğun başlamasını” bekliyor.

Ortak hedefe ulaşma şansı doğdu

Rusya Dış ve Savunma Politikası Konseyi Yürütme Kurulu Başkanı ve Global Politikada Rusya dergisi Genel Yayın Yönetmeni Fyodor Lukyanov, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Ankara ve Moskova’nın bakış açılarını yaklaştırması ile Suriye’de ortak hedefe ulaşma şansının doğduğunu söyledi.

Lukyanov, Astana’nın sonucu için acele edilmemesi gerektiğini belirterek, şu an hem rejim güçlerinin hem de muhaliflerin silah kullanılarak mutlak bir zafer kazanamayacağını anladığını, tarafların masaya orta yol bulmak için oturacağını belirtti.

Konunun siyasi prestij boyutunun bulunduğuna dikkati çeken Lukyanov, “Rusya ve Türkiye’nin, ABD’nin önceki girişimlerinden daha başarılı olması Washington’un hoşuna gitmeyebilir.” yorumunu yaptı.

Genel

Soros Macaristan'ı ikiye böldü

BUDAPEŞTE

Macaristan‘da hükümetin, ABD’li ünlü yatırımcı George Soros‘un sahibi olduğu vakıflar ve bu vakıflarla bağlantılı sivil toplum kuruluşlarıyla (STK) ilgili yapmayı planladığı yasal düzenleme ülkeyi ikiye böldü.

Siyaset bilimci Doçent Dr. Zoltan Kiszelly ve Macar Helsinki Komitesi Mülteci Programı Direktörü Gabor Gyulai, ülkede tartışmalara neden olan yasal düzenlemeye ilişkin AA muhabirine açıklamalarda bulundu.

Kiszelly, Macar hükümetinin STK’ların faaliyetleriyle ilgili yapmayı planladığı yasal düzenlemenin gereklilik olduğunu ve George Soros’un STK’lar aracılığıyla toplumları dönüştürmek istediğini savunarak, ”Asıl sorun bu kuruluşların demokratik yolla seçilmeden toplumu içten değiştirmeye çalıştırmaları. Hükümet yapmak istediği değişiklikle bu STK’ları daha şeffaf hale getirmeyi planlıyor.” dedi.

Ülkedeki STK’lardan bazılarının yurt dışından maddi destek alarak iç siyasete müdahalede bulunduğunu, yapılması planlanan düzenlemeyle bu kuruluşların “Klasik STK’lar olmadığının, gizli ajandaları olan ve yabancıların çıkarlarını korumak için siyaset yapan kuruluşlar olduğunun” ortaya çıkacağını savundu.

”Soros, Avrupa’yı dönüştürmek istiyor”

Bazı yatırımcı ve uluslararası şirketlerin toplumları dönüştürmek istediğini, George Soros’un ise yatırımcıların ve şirketlerin sözcülüğünü yaptığını ve desteklediği STK’lar aracılığıyla ülkelerin iç siyasetine müdahale ettiğini savunan Kiszelly, şunları kaydetti:

”Soros, toplumları, Avrupa’yı dönüştürmek istiyor bu kapsamda ‘açık toplum’ planını üstlendi. Siyasi parti kurup, programını açıklayarak hedefine ulaşmak yerine bunu gizli bir şekilde gerçekleştirmeye çalışıyor. Örneğin Soros, 2015 yılı Eylül ayında yazıp, geçen yıl Temmuz ayında Avrupa Parlamentosunda okuduğu çalışmasında,Avrupa’nın yıllık bir milyon sığınmacı kabul etmesi gerektiğini söylüyor. Kendisi ve başkaları tarafından desteklenen üniversiteler ve kuruluşlar bu programı genişlettiler.

Yani bu kuruluşlar belirlenen hedefe ulaşmak için çaba gösteriyorlar. Örneğin, Helsinki Komitesi ve TASZ adlı STK’lar Macaristan’da düzenlenen sığınmacı referandumunda halka geçersiz oy kullanması çağrısında bulundu. Bu STK’lar belirlenen siyasi amaçları günlük hayatta uygulamaya geçirmek için çalışıyorlar.”

”Yasal değişiklik demokratik normlara uygun”

Planlanan yasal değişikliğin demokratik normlara uygun olduğunu, muhalefetin ABD, İsrail ve Batı ülkelerinde de benzer kanunların yürürlükte olduğunu dikkate almadan hükümeti eleştirdiğini belirten Kiszelly, ”Hükümet bazı düzenlemelerle yurt dışından finanse edilen STK’ları daha şeffaf hale getirmek istiyor. Aslında bu Macaristan’a özel bir durum değil. Dünya genelinde bir çok ülke çeşitli düzenlemelerle siyasete yönelik dış etkileri azaltmayı planlıyor. Macar hükümeti özellikle ABD ve İsrail’deki uygulamalara atıfta bulunarak düzenleme yapmayı planlıyor.” diye konuştu.

Zoltan Kiszelly, Macar hükümetinin bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da uluslararası hukuka ve Avrupa Birliği (AB) kanunlarına uygun bir şekilde değişiklik yapacağını vurgulayarak, değişiklik sonrası ise STK’ların kendilerini siyasetçilerden daha üstün göremeyeceklerini kaydetti.

Kiszelly, ”Hükümeti kontrol etmek ve eleştirmek STK’ların görevi ama bunu gizli bir ajanda kapsamında yapmaya hakları yok. Söz konusu STK’lar, PAKS nükleer enerji tesisinin genişletilmesi, Rusya’ya uygulanan ambargo, sığınmacı krizi ve medyanın durumu gibi siyasi sorularda Macar duruşu sergilemiyorlar. Bunlar hiçbir seçimi kazanmadan, yurt dışında kabul edilen, yabancı çıkarları ön planda tutan duruşu ve görüşü Macaristan’a dikte etmek istiyorlar.” ifadelerini kullandı.

”Amaç korku salmak”

Macaristan’da hükümetin Soros’a saldırarak ülkedeki mevcut sorunları unutturmaya çalıştığını ve amacın STK’lara korku salmak olduğunu düşünenler de bulunuyor.

Macar Helsinki Komitesi Mülteci Program Direktörü Gabor Gyulai, Macaristan’da binlerce STK’nın faaliyet gösterdiğini, hükümetin özellikle sığınmacı politikası ve yolsuzluk konusunda zorlayan bir kaç STK’dan büyük rahatsızlık duyduğunu belirtti.

Gyulai, “atılmak istenin adımın mülteci krizinde olduğu gibi sembolik bir düşman yaratma denemesi olduğunu” savunarak, şöyle konuştu:

”Bunun benzeri mülteci konusunda yaşandı. Aslında iki konu da birbirine bağlı. 2015-16 yılında Macar hükümeti düşen popüleritesini sığınmacı konusu ile tekrar kazanmaya çalıştı ve maalesef siyasi açıdan başarılı da oldu. Hükümet son iki yılda tüm siyasi yatırımını bu konu üzerine yaptı. Bu kapsamda başka ‘düşman’ da bulmaya çalışıyor. Hükümetin klasik düşmanlarının başında, ekonomisi AB’ye bağlı olmasına rağmen, Brüksel ve Avrupa Birliği geliyor. Aynı safta George Soros ve uluslararası STK’lar da yer alıyor. Hükümet, ülkedeki gerçek problemleri çözemediği için suni düşman yaratmaya çalışıyor. Ülkedeki sağlık kurumlarındaki sıkıntılar ve yoksulluğu çözmek yerine halkın dikkatini dağıtarak mültecileri ve STK’ları düşman olarak gösteriyor.”

Gabor Gyulai, hükümetin STK yöneticilerine mal bildirimi zorunluluğu getirilmesi yönündeki yasa tasarısının özel hayata müdahale anlamına geldiğini savunarak, ”Bu çok anlamsız bir değişiklik. Tek amaç STK’ların çalışmalarını zorlaştırarak onlara korku salmak. STK yöneticilerinin ve çalışanlarının gizlediği hiçbir şey yok. Zaten bu kurumların internet sayfasını ziyaret ettiğinizde tüm mali verileri bulabilirsiniz.” değerlendirmesinde bulundu.

“Hükümetin rahatsızlığının nedeni açık”

Ülkede insan hakları ve yolsuzluk konularında faaliyet gösteren kurumların Soros Vakfı dışında birçok uluslararası kurumdan destek aldığını belirten Gyulai, Helsinki Komitesi’ni sadece George Soros’a bağlı kurum olan Açık Toplum Vakfı’nı (Open Society) desteklemediğini bildirdi.

Gyulai, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Avrupa Birliği, Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği ve Birleşmiş Milletler İşkencenin Önlenmesi Alt Komitesi’nin yanı sıra dünyanın değişik bölgelerinden bir çok önemli vakıf ve kurum çalışmalarımızı destekliyor. Macar Helsinki Komitesi kendi çizgisinde yürümeye devam ediyor. Bizim açıklamalarımızın Macar hükümetini neden rahatsız ettiği çok açık çünkü hükümetin son yıllarda yaptığı insan hakları ihlallerini en sert şekilde eleştiren kurumların başında geliyoruz.

Hükümet rahatsız

Macaristan’da merkez sağ Fidesz hükümeti, Macaristan asıllı ABD’li ünlü yatırımcı George Soros’un sivil toplum kuruluşlarını kendi çıkarlarını yerel hükümetlere dikte ettirmek için kullandığını iddia ediyor.

Fidesz Grubu Başkan Vekili Szilard Nemeth’in ”Soros imparatorluğu sahte sivillerini, küresel sermayeyi ve isteklerini ulusal hükümetlere dikte ettirmek için kullanıyor. Her türlü aracı kullanarak bu kuruluşları sıkıştırmak gerekli ve bence buradan temizlenmeli” şeklindeki sözleri tartışmaların başlamasına neden olmuştu.

Hükümet ortağı Macaristan Hristiyan Demokrat Partisi (KDNP) Milletvekili Istvan Hollik de ”Bazı sivil toplum kuruluşları Macaristan’ın ekonomik ve sosyal gelişimine hiç faydası yok sadece siyasi hedefler güdüyorlar ve yurt dışından finanse ediliyorlar. Bu yüzden varlıklarının çok bir anlamı yok. Onların daha sert kontrol altına alınması da normal bir tepki.” yorumunu yapmıştı.

Muhabir: Mehmet Yılmaz

Genel

'Gülen'in iadesinde Trump yönetiminden olumlu yanıt bekliyoruz'

WASHINGTON 

ABD Başkanlığı görevini Barack Obama’dan devralacak Donald Trump’ın yemin törenine katılmak üzere Washington’da bulunan Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Washington Post gazetesine açıklamalarda bulundu.

Türkiye’nin yeni ABD yönetiminden FETÖ elebaşı Gülen’in iadesi ve ABD’nin terör örgütü PKK’nın Suriye uzantısı olan YPG ile iş birliğine son vermesi yönünde beklentileri bulunduğuna dikkati çeken Çavuşoğlu, Trump’ın başkanlığında ABD ile ilişkilerin önemli ölçüde gelişeceğinden emin olduğunu söyledi.

“Rusya ile teröre karşı iş birliği yapıyoruz”

Çavuşoğlu, Türkiye’nin NATO’dan uzaklaşarak Rusya ile yakınlaştığı yönündeki haberlerin sorulması üzerine ise “Rusya ile NATO müttefiklerine ya da başkalarına karşı değil, teröre karşı iş birliği yapıyoruz.” yanıtını verdi. 

Trump, DEAŞ ile mücadeleye “yeni bir enerji” getirecek

İstanbul ve Ankara’daki son terör saldırıların faillerinin, Suriye’deki YPG kamplarından geldiğini belirten Çavuşoğlu, “ABD kendisini YPG’ye tutsak etti. Bir terör örgütü ABD gibi büyük bir ülkenin politikasını zorluyor. Bu kabul edilebilir mi? Hayır.” ifadelerini kullandı.

Türkiye’nin El Bab’dan sonra Rakka’ya yöneleceğini ve PYD ile karşı karşıya gelinirse savaşılacağını söyleyen Çavuşoğlu, Türkiye’nin, Trump’ın DEAŞ ile mücadeleye yeni bir enerji getirmesinin yanı sıra bu sorunu (YPG) çözeceğine olan inancını dile getirdi.

Gülen’in iadesi

Gülen‘in iadesi konusunda da ABD Adalet Bakanlığından ağustos ayından bu yana haber almadıklarına dikkati çeken Çavuşoğlu, “Türkiye’nin Gülen’in iadesi talebine Trump yönetiminden erken olumlu bir yanıt bekliyoruz.” dedi. 

Muhabir: Betül Yürük

Genel

New York'ta Trump karşıtı gösteri düzenlendi

NEW YORK

ABD Başkanlığı görevini devralacak Donald Trump için başkent Washington’da törenler sürerken onun vadettiği politikalara karşı çıkan ABD’liler New York’ta ünlülerin katılımıyla protesto gösterisi düzenledi.

Central Park’ın köşesindeki Uluslararası Trump Oteli‘nin önünde düzenlenen organizasyona New York Belediye Başkanı Bill de Blasio, Minneapolis Belediye Başkanı Betsy Hodges, oyuncular Robert De Niro, Marisa Tomei, Sally Field, Alec Baldwin, Mark Ruffalo, Cynthia Nixon, yönetmen Michael Moore, müzisyenler Cher, Natalie Merchant ve binlerce New Yorklu katıldı.

Katılımcılar, “Benim başkanım değil”, “Trump/Pence faşist rejimini başlamadan durdurun”, “Herkes için özgürlük ve adalet” gibi sloganlar yazılan pankartlar taşıdı.

Eylemde konuşan Michael Moore, tarihin en tehlikeli döneminde olduklarını savunarak, “Narsist bir sosyopat Oval Ofis’e gidiyor.” dedi.

Trump’ın Müslümanları kayıt altına alma projesini eleştiren Moore, “Müslümanlar kayıt altına alınacaksa ilk sıraya benim adımı yazsınlar. Hepimiz Müslümanız. Hepimiz Meksikalıyız. Hepimiz kadınız.” diye konuştu.

Moore, Trump’a karşı yarından itibaren 100 günlük direniş başlatacaklarını bildirerek herkesten bu kampanyaya destek vermesini istedi.

“Trump’a karşı birlik olacağız”

Robert De Niro da Trump’ın Amerika ve New York için kötü bir örnek olduğunu anlatarak, “Her ne olursa olsun biz Amerikalılar, New Yorklular, vatanseverler tüm vatandaşların halkları için birlik olacağız.” ifadesini kullandı.

De Niro, seçimlerden önce yaptığı bir konuşmada Trump’ın yüzüne yumruk atmak istediğini söylemişti.

Aktör Alec Baldwin de NBC’de yayınlanan ve Trump’ın da sık sık eleştirdiği “Saturday Night Live” programındaki Donald Trump taklitlerinden bazılarını sergiledi.

New Yorkluları direnmeye çağıran Baldwin, “Donald Trump, Steve Bannon ve Mike Pence, sizin teslim olacağınızı sanıyorlar. Onlar New Yorkluların asla teslim olmayacağının farkında değiller.” ifadelerini kullandı.

Trump’ın görevi devralması nedeniyle bugün ve yarın da New York‘ta ve ABD’nin birçok kentinde protesto gösterileri yapılacak.

Muhabir: Mustafa Keleş, Selçuk Acar

Genel

Merkel Türkiye’yi ziyaret edecek

BERLİN

Diplomatik kaynaklardan edinilen bilgiye göre, gelecek ayın başında Ankara’ya çalışma ziyareti gerçekleştirecek Almanya Başbakanı Angela Merkel‘in gündeminde sığınmacı krizinin çözümü, bölgesel sorunlar, terörle mücadelede iş birliği ve ekonomi konuları yer alıyor.

Merkel’in programında Başbakan Binali Yıldırım ile baş başa görüşmesi, ardından Merkel ile Yıldırım’ın başkanlığında heyetlerarası görüşmeler yapılması öngörülüyor. Şansölye Merkel’in, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından da kabul edilmesi bekleniyor.

Almanya’da eylül ayında yapılacak genel seçimde aday olan ve dördüncü kez bu göreve seçilmesi beklenen Merkel’in önemli gündem maddeleri arasında sığınmacı krizinin çözümü için iş birliği önemli bir yer tutuyor.

Almanya’ya 2015 yılında 890 bin sığınmacının gelmesiyle iç politikada zor duruma düşen Merkel, AB-Türkiye mutabakatının devreye girmesinin ardından sığınmacı akınının durmasıyla rahatlamıştı. Mutabakatın etkisiyle Almanya’ya gelen sığınmacıların sayısı 2016’da yüzde 70 azalarak 280 bine gerilemişti.

Yoğun eleştirilere rağmen bugüne kadar sığınmacılar için açık kapı politikasını savunan, sığınmacı krizinin ancak Türkiye ile iş birliği içinde çözülebileceğini belirten Merkel, genel seçim öncesinde bu politikasının başarılarını kamuoyuna göstermeyi amaçlıyor.

PKK ile mücadele

Merkel’in ziyaretinde ele alınması beklenen bir diğer önemli gündem maddesini, güvenlik ve terörle mücadelede iş birliği oluşturacak. 

Türkiye, özellikle PKK terör örgütünün Almanya’daki faaliyetlerinin üzerine gidilmesini, örgütün propaganda ve mali faaliyetlerinin engellenmesini talep ediyor. 

Ankara, daha önceki ziyaretinde PKK ile mücadelede daha yakın iş birliği sözü veren Merkel’den somut adımlar bekliyor.

Edinilen bilgiye göre, Merkel’in Ankara ziyaretiyle aynı günlerde Almanya’dan üst düzey bir heyet Türkiye’ye gelerek güvenlik konularını masaya yatıracak.

İçişleri Bakanlığı Müsteşarı Dr. Emily Haber başkanlığındaki üst düzey heyetin temaslarında, terörle mücadele iş birliğinin güçlendirilmesine dönük adımların ele alınması bekleniyor.

Türkiye ayrıca Fetullahçı Terör Örgütü’nün (FETÖ) Almanya’daki faaliyetlerinin üzerine gidilmesini, 15 Temmuz darbe girişiminin ardından Almanya’ya kaçan FETÖ üyelerinin Türkiye’ye iade edilmesini talep ediyor.

Merkel’in Ankara ziyaretinde, güvenlik ve terörle mücadele konularında iş birliğinin yanı sıra ekonomi ve ticari ilişkilerin geliştirilmesi de öremli yer tutacak.

Ziyaret kapsamında, Almanya’nın en büyük ticaret ortaklarından Türkiye’deki yatırımcıların sorunları ve beklentilerinin konuşulacağı, yatırımları teşvik etmeye dönük mesajlar verileceği belirtiliyor.

Muhabir: Ayhan Şimşek

Genel

Çin ekonomisi 2016 yılında yüzde 6,7 büyüdü

PEKİN

Çin ekonomisinin 2016 yılına ilişkin büyüme verisi yüzde 6,7 olarak gerçekleşti.

Çin Ulusal İstatistik Bürosu, ülke ekonomisinin geçen sene yüzde 6,7 büyüdüğünü açıkladı.

Son 26 yılın en yavaş büyümesini gerçekleştiren Çin ekonomisi, Pekin yönetiminin 2016 ekonomik büyüme hedefini yakaladı.

Pekin yönetiminin 2016 ekonomik büyüme hedefi yüzde 6,5 ila 6,7 yönündeydi.

Çin ekonomisi 2016’nın üçüncü çeyreğinde yüzde 6,7 ve dördüncü çeyreğinde yüzde 6,8 büyümüştü.

Muhabir: Fuat Kabakçı

Genel

Meksikalı uyuşturucu baronu 'El Chapo' ABD'ye iade ediliyor

NEW YORK

El Chapo” (cüce) lakaplı Meksikalı uyuşturucu baronu Joaquin Guzman‘ın ABD’ye iade edilmek üzere yola çıktığı bildirildi.

Meksika Adalet Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada, Guzman’ın avukatları tarafından yapılan ABD’ye iade kararına itirazın Meksika federal mahkemesi tarafından reddedildiği kaydedildi.

Açıklamada, Meksika’nın Ciudad Juarez kentinden bir uçağa bindirilen Guzman’ın, ABD’nin New York şehrine gitmek üzere yola çıktığı bilgisine yer verildi.

ABD Adalet Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada da, Guzman’ın ABD‘ye iadesi için Meksika hükümetinin yardım ve desteğinin memnuniyetle karşılandığı belirtildi.

Meksika’nın en çok aranan insanı olan Guzman, dünyanın en büyük uyuşturucu örgütü olarak kabul edilen Sinaloa Cartel’in lideri olarak biliniyor.

Guzman, 2001 ve 2015 yıllarında Meksika’da iki yüksek güvenlikli cezaevinden kaçtıktan sonra Ocak 2016’da tekrar yakalanmıştı. 

Muhabir: Övünç Kutlu

Genel

Guantanamo'dan bir tutuklu Suudi Arabistan'a gönderildi

WASHINGTON

ABD Savunma Bakanlığı, Guantanamo‘daki tutukevinden Cebran bin Sa’d el-Kahtani’nin Suudi Arabistan’a göndermesiyle tutuklu sayısının 41’e düştüğünü açıkladı.

Tutukluyu kabul ettiği için ABD yönetiminin Suudi Arabistan’a teşekkür ettiği belirtilen açıklamada, Kahtani’nin gerekli güvenlik ve insani tedbirler eşliğinde bu ülkeye ulaştırılacağı vurgulandı.

ABD Başkanı Barack Obama’nın başkanlığı devralmadan önceki en önemli vaatlerinden biri Guantanamo’daki tutukevini kapatmaktı.

Başkanlık görevine başlamasından birkaç gün sonra imzaladığı kararnameyle tutukevinin bir yıl içinde kapatılması talimatını veren Obama, bu hedefine ulaşamadı.

Trump karşı çıkıyor

ABD Başkanı seçilen Donald Trump, hafta başında yapılan tahliyelerle ilgili olarak Twitter hesabından yaptığı paylaşımda, Guantanamo’da bulunan mahkumların “çok tehlikeli” oldukları gerekçesiyle serbest bırakılmaması gerektiğini savunmuştu.

Trump mesajında, “Guantanamo’dan artık kimse serbest bırakılmamalı. Çok tehlikeli insanlar ve tekrar savaş meydanlarına gitmelerine izin verilmemeli.” ifadelerini kullanmıştı.

Obama’dan Kongreye mektup

Obama, görevinin son gününde Kahtani’nin tahliyesinden hemen sonra Kongreye Guantanamo’daki tutukevinin kapatılmasını talep eden bir mektup gönderdi.

Mektubunda, 8 yıl sonra tutukevinde sadece 41 mahkumun kaldığını aktaran Obama, Temsilciler Meclisi Başkanı Paul Ryan ve Senato Başkan Vekili Orrin Hatch’e hitaben, kalan tutukluların başka ülkelere gönderilmesinin tehlikeli olduğunu kaydetti.

Tutukluların ABD‘deki askeri hapishanelerde tutulması çağrısında bulunan Obama, “Üst düzey güvenlikli askeri tutukevlerimizden bugüne kadar kaçan olmadı. Guantanamo’yu açık tutma konusunda ısrar edilen politikalar dışında Kongrenin bu tesisi açık tutmak istemesinin hiçbir gerekçesi yok.” değerlendirmesini yaptı.

Muhabir: Kasım İleri